10 Aralık 2018 Pazartesi

Dikkat Online büyücüler internette

Sinemanın Yükselişi Devam Ediyor

Sinemanın Yükselişi Devam Ediyor

Film izlemek için ekran karşısına geçtiğimizde başka bir dünyaya adım atmaya başlamış oluruz.

14 Kasım 2015 Cumartesi 03:04

İLGİLİ HABERLER

En Uygun Fiyatlar Dekorister.com.tr’ de
En Uygun Fiyatlar Dekorister.com.tr’ de

TV Ünitesi tercihlerinizde hem ekonomik fiyatlar, hem de kalite arıyorsanız sizi Dekorister’e...

Wordpress temaları
Wordpress temaları

WordPress arama motoru açısından çok tercih edilen bir sistemdir bunun nedeni diğer sistemlerin...


Film izlemek için ekran karşısına geçtiğimizde başka bir dünyaya adım atmaya başlamış oluruz. Sinema ve filmler hayatımıza girdiğinden bu yana bir asırdan daha uzun süre geçti. İki genç kardeş olan Lumiere’ler ilk kısa filmi bir salonda seyrettirdiklerinden bu yana çok fazla değişiklik meydana geldi. İlk yapılan filmler aslında bir konuya sahip değildi. Daha çok bir belgesel niteliği taşıyorlardı. Zaten ilk gösterilen kısa film de bir trenin istasyona yaklaşmasını gösteriyordu. Sonrasında da çeşitli görüntüler çekilerek insanlara film izlettirildi.

Bir Saniyede Gösterilen 24 Kare Birçok Şeyi Değiştirdi

Sinemada bir saniye içinde sessiz filmlerde 16, sesli filmlerde ise 24 kareyi arka arkaya göstererek beyinde bir yanılsama yaratılır ve biz bu kareleri hareketli olarak algılarız. Tabii gözün yanılsamasının sinemaya temel teşkil eden bu hali aslında fotoğraftan bile önce bilinmekteydi. Bir deftere çizilen görüntüler arka arkaya hızlıca gösterildiğinde hareket ediyormuş gibi algılanıyordu. Bu da aslında sinemadaki hareketliliğin ilk temelini oluşturdu. Eadweard Muybriagef 1877 yılında fotoğrafları bir diske yerleştirip göstererek hareketli görüntüler oluşturmayı başardı. Daha sonra Thomas Alva Edison ve araştırmalarda onun asistanlığını yapan William Kennedy Laurie Dickson tarafından birlikte icat edilen kinetograf aslında kameranın ilk net biçimiydi. Bu aygıtı kullanırken kenarlarına belirli aralıklarla delikler açılmış olan 15 mm’lik filmler yardımıyla saniyede 40 görüntü kayda alınabiliyordu. Ayrıca Thomas Edison kaydettiği bu görüntüleri kinetoskop adı verilen bir gösterim cihazıyla da hareketli bir şekilde yansıtabiliyordu. Ancak kinetoskop adı verilen cihazın açmaz noktası bu görüntüleri ancak gözlerini iki adet deliğe dayayıp bakan tek bir kişiye gösterebilmesiydi. Daha sonra Edison bu kinetoskopları ticari olarak üretip sergilemeye başladığında iki genç olan Lumiere kardeşler bu cihazı Paris’te inceleme şansına sahip oldular. Bu cihazdan aldıkları ilham ile sinematografi adını verdikleri bir cihazı geliştirmeyi başardılar. Bu cihaz hem görüntüleri kaydedebiliyor hem de gösterebiliyordu. Ağırlığı ise sadece 10 kg idi. İstenilen yere taşımakta bir sorun da yaşamıyorlardı. Çektikleri ilk görüntülerle insanları film izlemek üzere bir salona topladıklarında ise yıl 1895’di.

Şiirin Dünyasını Günlük Hayata Aktarmayı Anlatıyor

2013 yılına damgasını vuran yerli yapımlardan birisi dram ve komediyi içinde harmanlayan Kelebeğin Rüyası’dır. Yılmaz Erdoğan tarafından yazılıp yönetilen 1 saat 51 dakikalık filmin iki ana karakterini ise Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ canlandırmaktadır. Diğer ana rollerde ise Belçim Bilgin, Farah Zeynep Abdullah, Taner Birsel, İpek Bilgin ve Ahmet Mümtaz Taylan gibi isimleri görüyoruz.

Rüştü ve Muzaffer Başaracak Mı?

Şiirsel dünyayı anlatmak için sahnelenen film 1940’ların Zonguldak ilinde geçmektedir. Kelebeğin Rüyası full izlediğinide iki genç şair olan Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun zorlu ama bir o kadar da duygulu hikayesine şahit olacaksınız. İkili hem kendilerine verilen görevlerde çalışmakta hem de edebiyatın en duygusal alanlarından biri olan şiirle ilgilenmektedirler. O dönemde salgınlar oldukça zor atlatılabilmekteydi. Şartlar çok daha ağır olduğu için yayılmaları da kolay oluyordu. Bu iki şair de aynı zamanda veremin pençelerinden kurtulmak için çabalıyorlardı. İki genci o dönemde Zonguldak’taki Mehmet Çelikel Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil şiirle olan ilgileri için desteklemektedir. Bir taraftan bu elim hastalıkla boğuşan genç şairler diğer taraftan da birçok yokluk ve zorunlulukla yaşamak zorunda olan halka şiiri sevdirmek için gayret etmektedirler. Şiirle olan münasebetleri belediye başkanının kızı olan Suzan Özsöy’un Zonguldak’a geri dönmesiyle daha da artacaktır. Rüştü ve Muzaffer yeni ilham perileri ile birlikte çok daha duygusal eserleri üretmek için çalışmaya başlayacaklardır.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hangi Ülkenin Aracını Kullanıyorsunuz?

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV